SüKûT-Forum
Yükleniyor

Titreşimle Şuuraltı Telkinleri ve 25. Kare

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Titreşimle Şuuraltı Telkinleri ve 25. Kare

#1 Bir C.tesi 27 Mart - 21:32

Titreşimle Şuuralti telkinleri




SUBLİMİNAL MESAJLAR
Şuuraltını etkilemeyi
hedefleyen mesajlara “subliminal” adı verilir. Genel olarak “şuuraltına
yönelik gizli mesajlar olarak ifade edebiliriz. Kişinin şuuraltına
‘’subliminal’’ mesaj göndermenin birçok yolu bulunuyor.
Bunlardan en çok kullanılanları :
1. Dijital ses dosyalarına gizlenen işitsel yolları.
2. Gözle algılanamayacak kadar kısa süreyle ve sık patlayan flaşlar şeklinde sinema ya da televizyon görüntüsü yoluyla şuur-altına itilen 25. kareler.
3. Reklam afişleri, logoları ve benzeri nitelikteki görsel malzemenin içine saklanmış şekil, kelime ve rakamlar.
Bu
yöntem; bir ürünün reklâmını yapmaktan, bir inancın ya da görüşün
propagandasını yapmaya, psikolojik savaşa, uluslararası ilişkilere,
yanıltıcı bilgilendirmeye kadar varan geniş bir yelpazede
kullanılmaktadır. Görsel ve işitsel olarak (şuurlu) algılananlar değil;
şuur-altı seviyesinde algılanan söz, resim, görüntü ve şekillerden
oluşur.
Bunlardan en çok kullanılanı dijital ses dosyalarına
gizlenen ses mesajlardır. Üzerinde oynanabilirliği ve işlenilmesi ve
yayılması daha kolay olduğundan MP3 dosyaları gizli mesaj için biçilmiş kaftandır diyebiliriz.
sistem nasıl işliyor?
İnsan kulağı sadece
belirli titreşim sıklığı aralıklarındaki sesleri duyabilir. Eğer siz
bir müzik parçasını rahatça duyabiliyorsanız, bu sizin duyabileceğiniz
titreşim aralığında olduğunu gösterir. İnsan beyninin algısı ise,
bundan daha düşük ya da daha yüksek frekansları algılayabilecek
kapasitededir. Dikkat ediniz: “duyabilecek” demiyoruz, algılayabilecek
diyoruz. Yani, kulağımız ancak belirli bir titreşim aralığındaki
sesleri duyabilir. Fakat beynimiz bu aralığın çok daha ötesindeki
sesleri algılar, hisseder.
Şuuraltı ve şuuraltının özelliklerini
anlattığımız zaman, ne demek istediğimizi çok daha iyi anlayacaksınız.
Ancak, şimdi öncelikli olarak bu “subliminal mesajların” (şuur-altı
telkinlerin) neler olduğunu ve nasıl işlendiğini sizlere göstermemiz
gerekiyor.
8-12 hertz dalga boyundaki Subliminal mesaj içeren bir
MP3'ü kulağınızla dinlersiniz, ancak içindeki gizli-mesajı beyniniz
dinler. Bu esnada kulağınız hiçbir şey duymaz. İnternette ve paylaşım programlarında
şuuraltı mesajları içeren MP3 dosyaları bulunmaktadır. Hatta bu gizli
mesajları frekans aralıklarına göre analiz ederek ortaya çıkartan
yazılımlar dahi vardır.
Mesela, en korkunç uygulamalardan sadece
biri:“Bu Uygulamaya Amerika, Irak’ı işgal etmeden önce bir yıl boyunca
(daha fazla da olabilir) devam etti. Irak radyolarında Kur’an yayınının
altından, çok düşük bir titreşimde, kulakla duyulmayan, ancak dimağla
algılanarak Iraklıların şuur-altına gönderilen: “Direnmeniz faydasız”
gibi mesajlar verilmiş ve bir ülke işte bu şekilde şuuraltı mesajlar
ile işgale hazır edilmiştir.
25inci KARE
Kişinin şuur-altına
subliminal mesaj göndermenin birçok yolu olduğunu söylemiştik. İşte
bunlardan bir diğeri de 25inci Kare tekniğidir. Peki, nedir bu 25inci
Kare Gördüğümüz bir anlık görüntü: 655 satır ve frame/çerçeve denilen
24 küçücük kareden oluşur.
Sinema şeridinde, saat, dakika, saniye olarak bir diziliş vardır. Her saniyeden sonra bir yabancı
kare gelir ve bir saniye 24 karedir. Her 24 kare ise bir ekran
büyüklüğündeki kareyi oluşturur. Her 327.5 satırda bir de
"control-track" denilen aralık vardır. İşte bu aralıktaki görüntüler
kesilip, aralarına başka görüntüler atılarak 25inci kare oluşturulur ve
bu son kare olan 25inci kare anlıktır. Yani görüntü saniyede 1/24
olacakken, bu 1/25'e çıkar. Kareler 25 olunca bir anda bir görüntü
gelir ve anında kaybolur. Genellikle göz ve beyne görünmez, daha
doğrusu görülür ama şuuraltında kalır.
25. karenin temel mantığı da mesajı şuur-altına göndermek olduğu için, artık dünya sinema sanayisinde bu tekniği kullanmayan yok gibidir. Yani sizler evlerinizde rahat koltuklarınıza oturup herhangi bir televizyon kanalındaki herhangi bir dizi/ film ya da bir belgeseli seyrederken aynı zamanda 25 karelerle şuur-altınıza gönderilen mesajlara/ telkinlere/ saldırılara maruz kalabiliyorsunuz.
Göz
bunları görmüyor ama saniyenin 3 binde biri gibi bir zaman aralığında
bu görüntü şuur-altına ulaşıyor, orada depolanıyor. Bu gizli mesajlar
sayesinde, o reklâmı, diziyi, filmi ya da herhangi bir resmi hazırlayan kişi/ yapımcı/ yönetmen kendi hedefine, niyetine ve ideolojisine göre vermek istediği mesajı “25inci Kare”lerle şuuraltına göndermiş oluyor.
PEKİ, GÖREMEDİĞİMİZ HALDE NASIL ETKİLENİYORUZ BU 25inci KARELERDEN?
Bu
adamlar zaten açıktan açığa bu işi yapıyorlar. Filmlerle, reklamlarla
her türlü mesajı veriyorlar. Buna rağmen niçin böyle gizli bir kare
uyguluyorlar?
Cevabı çok basit: Çünkü gördüğümüz zaman bu kadar
etkili olmuyor. Çünkü kişi, şuurlu bir tercih ile gördüklerini veya
duyduklarını ya ret ediyor ya da kabul ediyor. Çünkü baştan önüne
seçenek getirilmiş oluyor.
Fakat bu, öyle bir şey ki insan onu
görmüyor, duymuyor ve hissedemiyor, yani bizlerin algı frekanslarımızı
n tamamen altında veya üstünde yer alıyor. Böyle bir şeyi kabul yahut
ret etme gibi bir imkânımız var mı? Elbette hayır.
İşte 25. karenin
ve subliminal reklamların temel mantığı budur! Hedefteki kitlenin
şuurlu tercih hakkını gasp ederek, onları gizlice zehirlemek!
ASIL HEDEF ÇOÇUKLAR
Şuur-altı
teknolojisi maalesef çizgi filmlerde, şarkılarda, reklam panolarında,
filmlerde yasal olmayan bir şekilde kullanılıyor. Çocuklara sevgiyi
kardeşliği öğütleyen masum zannettiğimiz çizgi filmlerin arasına
pornografik resimler, şiddet unsuru içeren görüntüler bu teknolojiyle
saklanıyor. Çocuğumuz fark etmeden o görüntüleri beynine konuk ediyor
ve şahsiyetinin oluştuğu o en ciddî yaş dilimde (sıfır-yedi yaş arası)
bu görüntüler içeride şuur-altında hapsoluyor. Artık siz siz olun her
gördüğünüz ve duyduğunuza çok dikkat edin.
Özellikle Disney, yaptığı
çizgi filmlerde cinsellik temasını yıllardır çocuklarımızın şuur-altına
kazımıştır. “BU FİLMDE / DİZİDE SANAL REKLÂM UYGULANMAKTADIR” Sizler,
televizyonlarınızın karşısında uyumaya devam eden ruhlar, koltuğunuza
oturup en sevdiğiniz dizi ya da filmleriniz yayına başlarken: “ BU
FİLMDE / DİZİDE SANAL REKLÂM UYGULANMAKTADIR” uyarısını görmediğinizi
söyleyebilir misiniz?
Peki, ne demek “Sanal Reklam?”
Sanayi Bakanlığına göre sanal reklamın tarifi aşağıdaki gibi :
"Sanal
reklam"; hukuken kullanımı meşru görüntülerin, canlı veya banttan
bilgisayar marifeti ile manipülâsyonu ve söz konusu görüntülerde yer
alan muhtelif unsurları reklam amacı ile hâlihazırda kullanılan veya
ileride geliştirilecek teknolojiler vasıtasıyla oyun sahası ve çevresi
üzerine düşürülen tüm görüntüleridir.” Televizyonda izlediğimiz pek çok
dizide ya da filmde ya marka yerleştirme ya da sanal reklam
uygulamaları ile karşılaşıyoruz. Bir dönem gişe rekorları kıran
“Kurtlar Vadisi Irak” filmini hatırlayın. Film başlarken “Bu filmde
sanal reklam uygulaması yapılmaktadır” uyarısı vardı. Ekranda bir ovada
yol alan otomobili izlerken birden bir mimarlık firmasının reklam
tabelası ve bir apartman beliriveriyor. Kerpiç evlerin üstüne
getirilmek istenmiş ama başarılı olunamadığı için ortalık yerde duran
uydu antenleri reklamları ve uyarı tabelalarının altında beliriveren
markalar…
O halde en can alıcı soru şu: Niçin sanal reklam?
Çünkü şuur-altına telkin göndermenin en iyi yoludur da ondan.
25. Kare'nin uygulandığı bir film :
DÖĞÜŞ KULÜBÜ / The Fight Club Niçin bu film?
Bir
kere adına bakarak bunun bir dövüş filmi olduğunu zannetmeyin. “Gün
gelir sahip olduklarınız, size sahip olmaya başlar!” sloganı ile modern
insanın tüketim merkezli hayat tarzını sorgulayan bir filmdir düğüş
kulübü.
Edward Norton ve Brad Pitt’in başrollerini paylaştığı ve
David Fincher’in yönettiği bu film, 2000 yılında Empire Ödülü
(İngiltere)aldı. Ayrıca 2001’de En iyi DVD, en iyi DVD anlatımı, en iyi
DVD özel içerikleri ödülünü almış ve 2005 yılında Total Film magazin
ödüllerinde (UK) “Dünyanın bu güne kadar gelmiş geçmiş en iyi film
ödülü” ne lâyık görülmüştür.
Gerçekten çok etkileyici bir filmdir. Moderniteye karşı çıkarak :
“Gün
gelir sahip olduklarınız, size sahip olmaya başlar” “Her şeyi kontrol
etmeyi bırak ve rahat ol…” “Nefret ettiğiniz işlerde çalışıp gereksiz
şeyler alıyorsunuz.” “Seyrettiğiniz reklâmlar yüzünden araba ve kıyafet
değiştiriyorsunuz.” “Sizler paranız kadar iyisiniz.” “Siz işiniz
değilsiniz…” “Bindiğiniz araba değilsiniz..” “Kredi kartlarınızın
limiti değilsiniz” diyordu.
Şimdi, “Dünyanın bugüne kadar gelmiş
geçmiş en iyi film Ödülü”ne lâyık görülen bu filmdeki 25inci kareleri
yakalayabilmek ve filmdeki her saniyeyi kare-kare izleyebilmek için
önce:
1. Filmi bilgisayarınıza kaydedin.
2. Media player ile izlerken film sahnelerini 1/16 “Slow / yavaş” izleme modunda.
3.
“klcodec” ile izlerken alttaki ok işaretlerinden “Decrease Speed”e üç
kez tıklayıp filmi en yavaş haline getirmeniz gerekmektedir. Böylece
her saniyeyi yaklaşık 5 saniyede izleyecek ve her kareyi tek-tek
yakalayabileceksiniz.
SONUÇ:
1. Araştırmalarımızın sonucunda filmin yönetmeninin (sexomaniac) olduğunu bulduk.
2. Filmin (bizim yakalayabildiğimiz) 26 farklı yerinde 25inci kareler kullanılmış.
3. 25inci Kare tekniği ile elinde sigara olan Brat Pitt resmi filmin çeşitli yerlerine yerleştirilmiştir.
4. Yönetmen filmin 2 farklı yerinde 25inci kare tekniği ile erkek cinsel organını yerleştirmiş.
5. Yine filmin 2 yerinde Çocuk Pornosu şuur-altına yerleştirilmiş.
6.
Unutmayın 25. karelerin yer aldığı her film gibi bu filmde de normal
seyrinde görülmesi gerekenlerin dışında hiçbir şey görülmüyor. Aslında
çok şey görülüyor ancak hiç kimse ne gördüğünü bilmiyor.
7.
Uyanmayanlar ve hâlâ 25. karenin varlığına ihtimal vermeyenler, denesin
ve görsün diye filmdeki en can alıcı karelerin sadece bir kısmının
dakika ve saniyelerini aşağıya sırasıyla yazıyoruz. İsteyen filmdeki
tespit ettiğimiz bu dakika ve saniyelerde filmi durdurup kare-kare
izleyebilir.
06:02= elinde sigara olan Brat Pitt resmi,
31:07 = cinsel öğeler erkek cinsel organı,
31:14 = cinsel öğeler,
46:41 =cinsel öğeler,
49:09 = cinsel öğeler,
50:42 ile 50:52 = çocuk pornosu mesajları…
02:10:39= Film bitiyor binalar yıkılıyor ve yine erkek cinsel organı filmin finali olarak 25. karede yer alıyor.
Filmin
en tuhaf gelen bölümü ise Tayler’in işi sabun imalatçılığı olmasına
rağmen, 30uncu dakikadan itibaren, Tayler’i anlatırken onun bir sinema
yapımcısı olduğunu anlatmasıdır. (Filmin sadece bu 2 dakikalık
bölümünde Tayler bir sinema yapımcısıdır)
Şu ifadeler 30uncu dakikadan sonra aynen filmde geçmektedir :
“Sinema
filmleri tek bir makarada olmaz; birkaç makarada olur ve bir kare
bittiğinde diğer makaraya geçerken birisinin düğmeye basması gerekir. O
an geldiği zaman projektörleri değiştirir ve film devam ettiği için
kimse bir şey anlamaz.
KİMSE GÖRDÜĞÜNÜ BİLMİYOR AMA GÖRÜYOR” der ve sorar: “ACABA KAÇINIZ ONU İŞ BAŞINDA YAKALAYA BİLİRSİNİZ?”
DİKKAT: Yaptıkları işi aynı filmde anlatıyorlar!
ŞUUR-ALTI VE GENEL ÖZELLİKLERİ
Günlük
hayatımızda yaşadığımız bazı sorunların şuur-altımızdan kaynaklandığını
hep söyleriz ama acaba kaçımız şuur-altımızın gücünün ve öneminin
farkındayız?
Şuur-altı çoğumuzun bildiği ya da duyduğu bir
kavramdır. Bu kavram şuurumuzun farkında olmadığı ama davranışlarımızın
yönlendirilmesinde önemli rol oynayan bir yapıyı belirtiyor. Şuur-altı,
alt-benlik, şuur-dışı olarak da adlandırılan şuur-altı kişiliğimizin
farkında olmadığımız, denetimimiz dışındaki parçasını temsil
etmektedir. Diğer bir deyişle bu, buzdağının görünmeyen kısmıdır.
Otomatik
bir pilot gibi bütün tecrübelerimizi depolar. Bir hafıza deposudur.
Tecrübelerinizi hatıralar şeklinde depolar. Şuur-altı heyecanlarımızı,
sezgilerimizi, alışkanlıklarımızı ve güdülerimizi depoladığı gibi,
bunların faaliyete dökülmesinden de sorumludur.
Şuuraltımız, zihin telkin yoluyla ikna olunmaya müsaittir.
Şuurlu zihnin aksine, sorgulamadan tekrarla gelen teklifleri kabul eder, pekiştirir.
Bütün otomatik davranışlarımız, alışkanlıklarımız ve heveslerimiz hafızada kayıtlı bilgiler arasındadır.
Şuur-altı
zihin delillerle ne ikna edilebilir, ne de aldatılabilir. Fikirlere ve
imajlara karşılık verir. Şuur-altının en mühim özelliği ise: şuurumuzun
farkına varmadığı olayları, sesleri, resimleri kaydetmesidir. Siz 5
katlı bir binaya çıkarken merdivenleri saymıyorsunuz ama şuur-altınızda
bu sayı biliniyor ve kaydediliyor. Aynı şekilde bebekliğimize dair
hatıralar şuur-altı kayıtlarının arasında bulmak pekâlâ mümkündür.
Şuur
ise aynı anda 3 ilâ 7 işi yapabilir. Daha fazla görev yüklendiğinde
kilitlenir. Bu yüzden dikkatimizi yönlendirmediğimiz, bizi o anda
ilgilendirmeyen birçok veri bu filtreden süzülür. Beş duyumuzun
karşılaştığı çok sayıda duyum, algılanmadan şuur-altı hafıza deposuna
aktarılır. Demek ki duyduğumuz, gördüğümüz ama kavrayış olarak
algılayamadığımız her şey şuur-altına ileride tekrar kullanılmak üzere
veri olarak depolanır ve gelecekteki hareketlerimize yön çizer.
İşte
tam da bu aşamada şuura değil ama şuur-altına hitap eden bütün
propaganda ve veriler, bizim davranışlarımıza yön çizen güdüler olarak
karşımıza çıkar. Zira sıklık arz eden tekrarlar derin algılarımıza
yöneliktir.




Aşk; kendine düşman bir hastalık,
Nefret; benliğe yanık, aç kurt.
Hasret; ufka mahkum ihtiyar sanık,
Gurbet; arşa değen aşılmaz yurt.

Hayat; iki çizgi arasında bir imtihan,
Ölüm; çizgilere köprü dönülmez aşama.
Başlangıç; sanma ki öncesinde olmayan bir an,
Son; düşün ki sonrakilere dair bir alıştırma.

MseyKa...
avatar
MseyKa
Hükümdar
Hükümdar

Mesaj Sayısı : 10124
Yaş : 25
Kayıt tarihi : 06/11/08
Nerden : Vücud İkliminden
Rep Gücü : 22698
Rep Puanı : 147
Uyarı : Seviye 1

Kullanıcı profilini gör http://sukut.forum-pro.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Titreşimle Şuuraltı Telkinleri ve 25. Kare

#2 Bir C.tesi 27 Mart - 22:24

tskkur ederim..

butun yazıları okudum Very Happy gözlerim cok fena suan


avatar
DeaDLy
Vatandaş
Vatandaş

Mesaj Sayısı : 556
Yaş : 22
Kayıt tarihi : 16/03/10
Nerden : Netten xD
Rep Gücü : 1252
Rep Puanı : 4
Uyarı : Seviye 1

Kullanıcı profilini gör http://www.chatlak.forum.st

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


Konuyu Paylaş...
Konu Linkleri
URL:
BBCode:
HTML:
 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz